Kitêbxaneya Kurdî

Press about the Kurds


Logo_Radikal.gif (1773 bytes)

01 Eylül 2002


Kuzey Irak oyunları

 

Erdal Güven

 

Muhtemel Amerikan müdahalesi Irak'ın en azından 'iç sınırları'nın yeniden çizilmesini gerektireceğe benziyor.

Hal böyle olunca Kuzey Irak'ın statüsüne ilişkin tartışma da doğal olarak hararetleniyor.

Herhalde adına Ortadoğu denen coğrafyanın en kaygan, en tekinsiz, en sisli topraklarından biridir Kuzey Irak. İhanetlerin, komploların, sürekli değişen ittifakların, hayal kırıklıklarının bölgesi burası. Kürtler bu topraklarda savaş sırasında İran'la işbirliği yapıp Saddam'ın gazabına uğradı. Amerikalılar bu topraklarda Kürtleri önce ayaklandırıp sonra terk etti. Barzani bu topraklarda Talabani'ye karşı Saddam'ı imdada çağırdı. Talabani bu topraklarda bir İran'a, bir Suriye'ye, bir Türkiye'ye göz kırptı...

Dolayısıyla bir iki yıl öncesine kadar sarmaş dolaş gezen Ankara ile KDP'nin şimdi giderek daha yüksek perdeden atışmaya başlamasına şaşmamak gerek.

Ankara PKK'ya karşı sınır ötesi mücadelesinde uzun süre yararlandı KDP'den. Barzani de karşılığını aldı tabii. Ne var ki Öcalan derdest edilip PKK Kuzey Irak'tan silindikten sonra deyim yerindeyse öküz öldü, ortaklık bozuldu.

Ankara Kuzey Irak'ı yıllarca daha çok bir güvenlik sorunu olarak gördü, siyasi sorun arka plandaydı.

Şimdi durum değişti. Kuzey Irak Ankara için daha ziyade siyasi bir sorun. Artık PKK değil uğraşılması gereken, Kuzey Irak'ın geleceği.

Tartışmanın üç boyutu var. İlki bölgenin statüsüne ilişkin. İkincisi sınırlarına. Üçüncüsü de Türkmenlerin durumuna. Ankara ile KDP üç konuda da farklı konumda.

Aslında KYB'nin konumu da KDP'den pek farklı değil. Ancak Talabani, Barzani'ye nispeten 'politik' hareket etmeyi daha iyi kıvırabildiğinden, görüş ayrılıklarını Ankara'yla gerginlik konusu yapmama becerisini gösterebildi.

Son günlerde başgösteren 'güvence' tartışması da yine taraflar arasındaki bu görüş ayrılıklarının dışavurumu.

Tabii burada bir de 'güvence makamı' ABD giriyor devreye.

Ay başında Washington'da KYB ve KDP dahil belli başlı altı muhalif grubu bir araya getirmişti Amerikalılar. Ve ne hikmetse o toplantıdan çıkan her muhalif, ABD'nin Irak'ta rejim değişikliği olarak kodladığı Saddam'ı devirme konusunda bu kez hakikaten kararlı olduğu saptamasını yaptı.

Barzani ve Talabani'nin açıklamalarından anlaşılan o ki söz konusu toplantıda başka güvenceler de gündeme gelmiş. Ve bunlar tam da Kürt liderlerle Ankara'nın anlaşamadığı konulara ilişkin.

Gelgelelim bölgedeki hassasiyetleri, çıkar hesaplarını, güç dengelerini gözetmeyen güvencelerin boş çıkması kuvvetle muhtemel. Kuzey Irak'ta Bağdat bir yana İran, Suriye ve özellikle de Türkiye'nin dahil edilmediği bir yapılanmanın bırakın ayakta kalabilme ihtimalini, gerçekleştirilme ihtimali de hayli zayıf. Kaldı ki ABD'nin hele hele terörle mücadele ortamında Kuzey Irak'ta Türkiye'yi kendisine yabancılaştıracak arayışlar içine girmesi pek akla yatkın değil. Washington'ın Ankara'dan istediği, Irak'a karşı girişeceği harekâtta Kürtlerin hareket serbestisini engellememesi, Amerikalı bir yetkilinin Ankara'da kullandığı ifadeyle, 'negatif enerjisini kullanmaması.'

Kürtlere verilen güvence de bu konuda olabilir.

Bundan ötesi hele hele şu aşamada söz konusu olamaz.

Harekât sonrasına ilişkin olarak da şimdiden verilecek hiçbir güvence cepte sayılamaz. Saddam'ın devrilmesi ne getirir ne götürür şimdiden kestirmek olanaksız. Burada başı sonu belli, lokal ve basit bir yönetim değişikliğinden bahsetmiyoruz, tüm bölgeyi etkisi altına alabilecek bir sürecin başlangıcından bahsediyoruz. Ayrıca o gün geldiğinde dengeler bilmem kaçıncı kez değişmiş de olabilir.

Ama Kuzey Irak'ta değişmeyen bir şey var: Gerçeklere dayanmayan hesaplar yapmanın beyhudeliği. Bunu da herhalde en iyi Kuzey Iraklı Kürtler bilir.

© Erdal Güven, Radikal online