TBMM 125. Birleşimi |
| BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.00 2 Ağustos 2002 Cuma BAŞKAN: Başkanvekili Mustafa Murat SÖKMENOĞLU KÂTİP ÜYELER: Sebahattin KARAKELLE (Erzincan), Burhan ORHAN (Bursa)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 125 inci birleşimini açıyorum. ADNAN FATİN ÖZDEMİR (Adana) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz. Y O K L A M A BAŞKAN- Efendim, elektronik cihazla yoklama yapacağım. Yoklama için 2 dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum. (Elektronik cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN – Efendim, toplantı yetersayısı vardır. Görüşmelere başlıyoruz efendim. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum efendim: 2 Ağustos 2002 Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna “Sürdürülebilir Dünya Kalkınma Zirvesi” (Rio+10) kapsamında Global Eylem İçin Parlamenterler Kuruluşu tarafından düzenlenecek olan “Temiz Hava Temiz Su” konulu toplantı 29-30 Ağustos 2002 tarihlerinde Güney Afrika Cumhuriyetinin Johannesburg kentinde yapılacaktır. Konferansa katılması Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı kanunun 9 uncu maddesi uyarınca TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiştir. Anılan kanunun 2 nci maddesi uyarınca, siyasî parti grubunca bildirilen üyenin ismi Genel Kurulun bilgilerine sunulur. Ömer İzgi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur efendim. Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulu önerisi vardır; okutup, oylarına sunacağım efendim: 2.8.2002 Danışma Kurulu Önerisi Siyasî parti grupları arasında meydana gelen değişiklik nedeniyle, Başkanlık Divanında Demokratik Sol Parti Grubunun bir Başkanvekilliği ve iki Kâtip Üyelik, Yeni Türkiye Partisi Grubunun da bir Kâtip Üyelik ve bir İdare Amirliği ile temsil edilmesinin Genel Kurulun onayına sunulması, Danışma Kurulunca uygun görülmüştür. M. Murat Sökmenoğlu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Vekili
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir efendim. Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz. BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanında boş bulunan ve Yeni Türkiye Partisi Grubuna düşen 1 idare amirliği için Muş Milletvekili Zeki Eker aday gösterilmiştir. Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Hayırlı olsun efendim. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanında boş bulunan ve Yeni Türkiye Partisi Grubuna düşen 1 kâtip üyelik için İstanbul Milletvekili Cahit Savaş Yazıcı aday gösterilmiştir. Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. Hayırlı olsun. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanında boş bulunan ve Demokratik Sol Parti Grubuna düşen Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekilliğine İzmir Milletvekili Atilla Mutman aday gösterilmiştir. Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. Sayın Mutman, hayırlı uğurlu olsun; aramıza hoş geldiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanında boş bulunan ve Demokratik Sol Parti Grubuna düşen 1 kâtip üyeliğe Antalya Milletvekili Mustafa Vural aday gösterilmiştir. Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. Hayırlı olsun efendim. Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz. Önce, Kâtip Üyenin, yerinde oturarak okumasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir. Sayın milletvekilleri, bu kısımda yer alan, Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir Milletvekili İbrahim Yaşar Dedelek ile Kırıkkale Milletvekili Nihat Gökbulut’un Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması ile Milletvekili Genel Seçimlerinin 3 Kasım 2002 Pazar Günü Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa, İçişleri, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor, Sağlık, Aile, Çalışma Sosyal İşler ve Adalet Komisyonları Raporlarının görüşülmesine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir Milletvekili İbrahim Yaşar Dedelek ile Kırıkkale Milletvekili Nihat Gökbulut’un; Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması ile Milletvekilliği Genel Seçimlerinin 3 Kasım 2002 Pazar Günü Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa, İçişleri, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Adalet Komisyonu Raporları (2/1020) (S.Sayısı: 890) BAŞKAN – Komisyon ?..Yerini aldı. Hükümet?..Yerinde. Sayın milletvekilleri, teklifin 1 inci maddesi üzerinde Anavatan Partisi, Saadet Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi grupları adına yapılan konuşmalar tamamlanmış idi. Şimdi, söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna aittir. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Gül; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar) MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜL (İstanbul)– Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; bilindiği gibi, 3.12.2001 tarihinde “savaş, çok yakın savaş ve terör tehdidi halleri dışında ölüm cezası verilemez” hükmünü beraberce oylamıştık. Çerçevesi ölüm cezasını kaldırmak olan bu kanunu çıkardığımızda, hepimiz Kopenhag kriterlerinin var olduğunu biliyorduk; ama, aradan geçen bunca zamandan sonra, nedense, Kopenhag kriterlerine bunun aykırı olduğunu anladık ve yeniden karşınıza geldik. Tabirdi caizse, iktidar partileri olarak veya hep beraber,.tükürdüğümüzü yalamaya çalışıyoruz Şimdi, MHP, terör tehdidi ortadan kalkmadan, Öcalan dahil, teröristlerin infaz süreci tamamlanmadan idam cezasının kaldırılmasına eskiden beri karşı olduğunu açıkça belirtmiştir. Bunun, aynı zamanda teröristlere ve Öcalan’a örtülü af olduğunu tekrarlamıştır, inancını açıkça belirtmiştir. Öcalan’la ilgili idam kararı alındığında, bilindiği gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunun üzerinde ihtiyati tedbir kararı almış, bunun üzerine de üç lider bir araya gelerek bir deklarasyon yayınlamış, bir protokol yapmışlardı. Bu protokolle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının beklenmesi ve bu müddet zarfında da, daha sonra, bu karar alındıktan sonra da, bunun, Türkiye Büyük Millet Meclisine sevkini açıkça karara bağlamışlardı. Daha sonra da, yine, Avrupa Kopenhag kriterleri karşısında, bizim, ulusal program olarak koyduğumuz belgede de, yine, aynı şekilde “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre, kesinleşmiş idam cezasının yerine getirilmesi kararı, münhasıran Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkisindedir” hükmünü koyarak, bu konudaki tavrını açıkça belirtmişti. Bütün bunlara rağmen, bazı partilerimiz, bu konudaki açık hükmü yok farz ederek, üstelik, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını tanımamızın, Refahyol döneminde, Sayın Erbakan ve Sayın Çiller Hanımefendi tarafından imzalandığını unutarak, zaman zaman, işte, getirin, Meclise niçin getirmiyorsunuz, onu halen niye tutuyorsunuz gibi gerekçelerle halkı tahrik etmeye devam etmişlerdi. Biz getiremiyorduk; çünkü, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı ve Başbakan Yardımcısının, bunun altında imzaları vardı; onlar imzalarını unutabilirler, onlar bunu hatırlamayabilirler; ama, Türkiye Cumhuriyeti, bunu kabul etmek zorundaydı ve asla unutmadı. ASLAN POLAT (Erzurum) – Vay canına, samimi misin?! Allah’ını seversen samimi misin?! MEHMET GÜL (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, burada, sağda, solda, dağda, bayırda “bu Milliyetçi Hareket Partililer Apo’yu affetmiyorlar, niçin affetmiyorsunuz, haydi getirin” diye bağıranlar, şimdi diyorlar ki “niçin affetmiyorsunuz, şu anda, niçin, siz, Meclise getirdiniz de Avrupa Birliğine karşı tavır alıyorsunuz, bırakın, bunları Avrupa Birliği sürecinde değerlendirelim” gibi çelişkili ifadeler kullanıyorlar. Şu anda, karşınızda, bütün şehit aileleri, bütün gaziler burayı gözetliyor, bizim alacağımız kararı gözetliyor. ASLAN POLAT (Erzurum) – Yapma canım! MEHMET GÜL (Devamla) – Şehit aileleri, yıllardır ekmeklerine katık ettikleri gözyaşlarıyla sizin alacağınız kararları bekliyor. Şu anda alacağınız kararlarla, öyle, Halep’te 70 arşın atlardım, burada atlamam mantığını bırakacaksınız; Halep’te 70 arşın atlıyorsanız, burada da atlayacaksınız; dışarıda farklı, burada farklı konuşmayacaksınız. Şimdi, arkadaşlar... OĞUZ TEZMEN (Bursa) – Getirin kararı oylayalım! RAMAZAN GÜL (Isparta) – 19 Nisan 1999’dan beri neredeydiniz?! Avrupa Birliği uyum yasalarını imzaladınız Apo’yu asmayacağız diye; Ulusal Programa asmayacağız diye imza attınız. MEHMET GÜL (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, burada, tabiî bazı görüşler ileri sürülürken, hâlâ, bu mantıkla, Milliyetçi Hareket Partisini suçlamaya devam etme eğilimleri vardır. (DYP sıralarından gürültüler) RAMAZAN GÜL (Isparta) – Üçbuçuk yıldır aklınız neredeydi?! BAŞKAN – Sayın Gül... RAMAZAN GÜL (Isparta) – Başbakanlıktaki Yargıtay kararını indirin Meclise, hemen asalım! BAŞKAN – Isparta Milletvekili Sayın Gül, lütfen... Bırakın Mehmet Gül konuşsun, hatibin sözünü kesmeyin efendim. Sayın Mehmet Gül, siz devam edin efendim. MEHMET GÜL (Devamla) – Şimdi, arkadaşlar, istismar etmeyi bırakın. Biz, daha önce, burada bu konu gündeme getirildiği zaman, bize “niçin asmıyorsunuz, niçin idam cezasını getirmiyorsunuz, terörist başını buraya getirmiyorsunuz” diyenler, zannettik ki, buraya gelirse lehte oy verecek. Bugün anladık ki, Türk Milleti de anladı ki, hepinizin, çoğunuzun gerçek niyeti... (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Buyurun Sayın Gül. MEHMET GÜL (Devamla) – Burada, esasında gerçek niyetiniz ortaya çıkmıştır. Bunun, Avrupa Birliğiyle ilgisi yoktur. OĞUZ TEZMEN (Bursa) – Niyetle ilgisi vardır. MEHMET GÜL (Devamla) – Ayrıca, bazı partilerimiz, bunun ağırlaştırılmış hapis cezasına çevrilmesi gerektiğini, müebbet hapse çevrilmesi gerektiğini söylüyorlar; bu, her şeyden önce, girmeyi düşündüğünüz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, kurallarına, yapısına aykırıdır; bunu yapamazsınız! Yani, şunu demek istiyorsunuz ki; bir müddet sonra, Abdullah Öcalan, belki de aramızda milletvekili olarak bulunacak; çünkü, affedeceksiniz. MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Bırak Allah aşkına! ÖMER VEHBİ HATİPOĞLU (Diyarbakır) – Bunu söylemeyin! ASLAN POLAT (Erzurum) – Yapma, ayıp!.. MEHMET GÜL (Devamla) – Bunun adı örtülü aftır; bundan kaçınmayın, açıkça söyleyin; Türk Milletini enayi yerine koymayın, Türk Milletini aptal yerine koymayın. Burada, açıkça, fikirlerinizi, kanaatlerinizi belirteceksiniz. Türk Milletini bölmek için 30 000 insanımızı şehit eden, iç ve dışborçlarımızın toplamı olan 150 milyar dolardan fazla zarar veren... ASLAN POLAT (Erzurum) – Siz ne kadar verdiniz?! BAŞKAN – Sayın Polat, lütfen... MEHMET GÜL (Devamla) – ...Türk Milletinin sosyal dokusunu yok eden bir caniyi ve caniler sürüsünü affetmeyi düşündüğünüzü Türk Milletinin huzurunda açıklayın; burada, rol yapmayın. Gelin, burada, açıkça belirtin ya da hâlâ tövbe kapıları kapanmamıştır, tövbe edin ve oylarınızla bunu reddedin. (MHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Sonuç olarak, daha çok güneydoğudaki insanımızın kanına giren, onları heder eden, onları mağdur eden PKK’nın kanlı katillerinin affı anlamına gelecek olan bu kanun dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, sizleri, son defa uyarıyoruz. Şehitler ölmez; o ölmemiş olan şehitler, şu anda, sizden dua değil, buna, karşı oy bekliyorlar. (MHP sıralarından alkışlar) Ya bu oyu vereceksiniz ya da Türk Milletinin karşısına çıkamayacaksınız; sizi, son defa uyarıyoruz. (MHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)BAŞKAN – Şimdi, söz sırası, Demokratik Sol Partide. Samsun Milletvekili Sayın Yekta Açıkgöz; buyurun efendim. (DSP sıralarından alkışlar) Süreniz 5 dakika. DSP GRUBU ADINA YEKTA AÇIKGÖZ (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 890 sıra sayılı yasa teklifi hakkında, DSP Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği, bizi, kendi bünyesine davet etmiyor; biz, AB’ye girmek istiyoruz. O zaman, kriterleri yerine getirmek zorundayız. Sen, girmek istiyorsan -sana gel diyen yok, bize yalvaran yok- kriterlere uymak ve uyumu sağlamak zorundasın. Değerli arkadaşlarım, Avrupa Birliği bizi bünyesine alsın diye bazı edinimleri yerine getirmiyoruz biz; Türk ulusu, Türk halkı layık olduğu için AB’ye girecektir. Bu uyum yasalarıyla biz kendi insanımıza layık olan bir düzenleme getiriyoruz. Değerli milletvekilleri, bu uyum yasaları paketinin içinde en önemli yasa gündemimizi, Meclisimizi şu anda hareketlendiren 1 inci maddedir. Savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam hariç, diğer suçlarda idam cezaları kalkmaktadır. Terörle ilgili suçların idam cezalarında, Cezaların İnfazı Hakkında Kanun uygulanmayacağı gibi, bunlar hakkında müebbet ağır hapis cezası ölünceye kadar devam edecektir. İdam ilkel bir ceza sistemidir arkadaşlar. 21 inci yüzyılda medeni uluslar bu sistemden vazgeçiyorlar, hatta büyük bir kesimi de vazgeçti. Biz idamı, Avrupa Birliğine girelim diye kaldırmıyoruz, medeni bir millet olduğumuz için kaldırıyoruz, kendimiz için kaldırıyoruz. Değerli arkadaşlarım, Türk Milleti ne aptaldır, ne enayidir. Türk Ulusu medenidir, çalışkandır ve güçlüdür. DSP olarak Avrupa Birliği projesini, çağdaşlık projesini destekliyoruz; bu hususta düzenlenen uyum yasalarını olumlu buluyoruz ve olumlu oy kullanacağımızı söylüyoruz. Bu yasa buradan geçecektir. Tüm ulusumuza, Türk Milletine hayırlı olsun diyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DSP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Şimdi, söz sırası, Doğru Yol Partisi Grubunun. Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mehmet Sağlam; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar) DYP GRUBU ADINA MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 890 sıra sayılı kanun teklifinin 1 inci maddesiyle ilgili olarak, Doğru Yol Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere huzurunuzdayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. Bildiğiniz gibi, Avrupa Birliği süreci çok eski olmasına rağmen, aşağı yukarı 1999 Helsinki Kararlarıyla aktivite kazanıyor. Özellikle, daha önceki Gümrük Birliği Anlaşması, bunun için temel teşkil ediyor ve nihayet bugün, Avrupa Birliği, Katılım Ortaklığı Belgesini hazırlıyor, bizim hükümetimiz de, Ulusal Programı hazırlıyor ve bir müzakere tarihi için, bize düşeni yapmanın, Ulusal Programda bulunanları yapmanın gereği için, Meclisimizi olağanüstü toplantıya çağırdık. Bu teklifte, 1 inci madde, doğrudan doğruya idam hükmüyle ilgili, idam cezasının kaldırılmasıyla ilgili. Bugün, Avrupa Konseyinde idam cezasını kaldırmayan tek ülke biziz, 44 ülke arasında. Ayrıca, hükümetimiz, Avrupa Birliği için hazırlanan Ulusal Programda da, bu konuda taahhütte bulunmuş. Şimdi, neler olmuş: Aşağı yukarı 1999’dan bu yana geçen zamanı, gerçekten iyi kullanamamışız, birçok gecikmelerimiz olmuş. Örneğin, Meclisi, bu Programda bulunan hususları yerine getiremediğimizi bile bile tatile sokmuşuz, sonra alelacele çağırmışız, şimdi de, bu acelelik içerisinde bu kanunları çıkarmaya çalışıyoruz. Buna rağmen, bu alelacele gelişe rağmen, milletin menfaatı olduğu için buradayız, milletin önünü açmak için buradayız ve bu yasaların çıkarılmasına katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Sayın milletvekilleri, bu yasalar 5-6 gün içinde hazırlandı. Halbuki, bu hükümet, uzun ayları, uzun yılları “uyum içindeyiz” diye diye, anlaşmazlıklarını örtbas ederek harcadı. Bu hükümet çıktı televizyon kanallarına, muhalefet bize destek vermiyor “havet” diyor; yani, evet demek istemiyor, hayır demeye çalışıyor gibi birtakım şikâyetlerde bulundu. Şimdi, Mart 2001’de bunların çıkması gerekiyordu, tarih buydu. Bugüne kadar bunları yapamayanlar, işlerini yapamayanlar, işlerini bitiremeyenler, dönüyor muhalefeti şikâyet ediyor. Bu neye benziyor biliyor musunuz; usta hırsız ev sahibini bastırır misali... Bu hükümet, basına, medyaya çıkıyor yaygara koparıyor. E, bu doğru bir davranış mı? Şimdi, yanlışlıklar yapıyorsunuz; mesela diyorsunuz ki: “Biz bu işleri yapmaya çalışıyoruz; ama, muhalefet karşı çıkıyor” Şimdi, muhalefetle diyalog kurdunuz mu? Ulusal Programı hazırlarken muhalefet liderlerini topladınız mı? Kendi aranızda zirve toplantıları yapıyorsunuz, kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz. Ulusal Program hakkında bu Yüce Meclise doğru dürüst bilgi bile vermediniz. Şimdi, dedik ki: “Bu Mecliste, Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin yasama karşıtı olan bir daimi komisyon kurun” bunu da kurmadınız. Liderler zirvelerinde, dış politikanın bir millî politika haline gelmesi için muhalefet liderleriyle de görüşün, bilgi verin dedik, halkla diyalog kurun dedik, Avrupa Birliğini halka anlatın dedik, anlatmadınız. Dışarıda, özel sektörün yaptığı kadar bile bir lobi faaliyetinde bulunamadınız. Şimdi, vaktinde yapamadığınız görevleriniz için muhalefetten destek istiyorsunuz. İktidar nimetleri sizin; ama, anlaşamazsanız, payanda olmak üzere de muhalefetten görev bekliyorsunuz. Bu mu demokrasi anlayışınız?! Böyle bir demokratik sistem var mı?! Muhalefetin görevi, sizin iktidarda anlaşamadığınız noktalarda size destek olmak mı?!Şimdi, Ulusal Programı hazırlayan bu hükümet, imzalayan bu hükümet; bugüne kadar Meclise bunun gereği olan kanunları getirmeyen de yine bu hükümet. Şimdi, koalisyonun bir kanadında, Avrupa Birliği kriterlerine itiraz var; çok güzel, tamam; çözüm yolunuz nedir; reddedelim, hamasi nutuklar atalım, partimizi kurtaralım; ne pahasına, Türkiye’nin önünü tıkama pahasına. Bunun adı da milliyetçilik, vatanseverlik; öyle mi?! (DYP sıralarından alkışlar) Bu çatı altında herkes, yekdiğeri kadar vatanperverdir; bunu herkes bilsin. Şimdi, muhalefet, özellikle anamuhalefet, Doğru Yol Partisi, Avrupa Birliğini ister görünüyor, desteklemiyor yalanını her düzeyde dillendirdiniz. Yere göğe pankartlar astık, AB’ye şartsız destek veriyoruz” dedik, anlatamadık, getirin yasaları dedik, bunların eksiğini gediğini elbette eleştireceğiniz; ama, düzeltmeye çalışıp destekleriz dedik; istismar ettiniz. Daha dün, bu Meclisin tam ortasında, göbeğinde, kendi Genel Başkanı başta olmak üzere, Doğru Yol Partisi getirdiğinize destek verdi, tam kadro destek verdi. Yüzünüz kızarmayacak mı şimdi?! (DYP sıralarından alkışlar) İdam konusunda, 35 000 kişinin kanı üzerinde olan bir katil var, bir terörist var. Şimdi... (MHP sıralarından gürültüler ) Dinle... BAŞKAN – Lütfen efendim... MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Yüce Türk Yargısının kesin kararını üçbuçuk senedir Meclise getiremeyeceksin... (DYP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; MHP sıralarından gürültüler) MEHMET GÜL (İstanbul) – Haydi be sen de! MEHMET SAĞLAM (Devamla) – Ulusal programın altında imzan olacak; bu, Meclisin işi diyeceksin... MEHMET GÜL (İstanbul) – Genel Başkanına sor! MEHMET SAĞLAM (Devamla) – Asıl dosyayı Meclise getirmeye yüreğin yetmeyecek. Sonradan uyanacaksın, nasıl uyanacaksın; seçimi duyunca uyanacaksın. (DYP sıralardan “Bravo” sesleri, alkışlar) MEHMET GÜL (İstanbul) – Çiller’e sor Çiller’e! MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Siz, ne zaman seçimi duysanız, Öcalan’a sarılıyorsunuz, terörist başına sarılıyorsunuz. (DYP sıralarından alkışlar, MHP sıralarından gürültüler) BAŞKAN – Efendim toparlar mısınız. MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Şimdi, bakınız, çıkıyor bir arkadaşınız, Çiller hükümeti zamanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararından söz ediyor. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın Sağlam, 2 dakika uzatmıştım; lütfen, son cümlenizi alayım. Sayın Gül’ün sürenizi de 2 dakika uzattım sizin sürenizi de. MEHMET SAĞLAM (Devamla) - Halbuki, biz 6 no’lu protokolü imza etmedik. Bunu bilesiniz. İki, bir şey daha var: Şemdin Sakık ve 39 tane katil idama mahkûm, onların dosyasını niye getirmediniz? Getiremezsiniz, yüreğiniz yetmez! Getiremezsiniz!.. (DYP sıralarından alkışlar, MHP sıralarından gürültüler) BAŞKAN – Sayın Sağlam, teşekkür ediyorum. MEHMET SAĞLAM (Devamla) – Şimdi, bütün bunlara rağmen, Türkiye'nin onbeş yılına, 35 000 canına ve 100 milyar dolarına mal olmuş olan teröristbaşının, Türkiye'nin geleceğine ipotek koymasına gönlümüz razı olmadığı için, bu teklife “evet” diyeceğiz. Başka bir şey değil. (DYP sıralarından alkışlar, MHP sıralarından gürültüler) BAŞKAN – Efendim, şimdi, söz sırası, Yeni Türkiye Partisi Grubu adına, Hatay Milletvekili Sayın Ali Günay’da. Buyurun efendim. (YTP sıralarından alkışlar) YTP GRUBU ADINA ALİ GÜNAY (Hatay) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlarken, Grubum Yeni Türkiye adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşmekte olduğumuz yasa teklifinin 1 inci maddesiyle, savaş ve çok yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlar için öngörülen idam cezaları hariç olmak üzere, Türk Ceza Kanunu, Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun ile Orman Kanununda yer alan idam cezaları, müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmektedir. Bu madde, komisyon görüşmelerinde ve Genel Kurulda bu teklif görüşülürken, en çok tartışılan maddelerden biri olmuştur. İdam cezası tarih boyunca var olmuştur; ama, insan aklı geliştikçe, bu ceza ortadan kaldırılmaya başlanmıştır. Türkiye'de, Anayasa ve yasalarda ölüm cezası tanınmış ve ülkemizde, 1984 yılına kadar ölüm cezalarının infazı yapılmış, 1984’ten bu yana ise, ülkemizde, ölüm cezalarının infazı yapılmamaktadır. Aradan geçen bu süre içerisinde, hiç kimsenin idam cezasının infazı yapılmamıştır; ancak, yasalarımızda, bu ceza, halen yer almaktadır. Avrupa Birliğine uyum süreci içerisinde, Anayasamızın 38 inci maddesinde 4709 sayılı yasayla yapılan değişiklikle, savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları halleri dışında ölüm cezası verilemeyeceği hükmü getirilmiştir. Ölüm cezası Anayasada kaldırıldığına göre, idam cezası yerine ne gibi bir cezanın uygulanacağının belirtilmesi acilen gerekmektedir. Diğer yandan, Avrupa Birliğine üye ülkelerde idam cezası uygulanmamaktadır. İdam cezasının kaldırılıp kaldırılmaması tartışılırken, idam cezasının kaldırılmasına karşı görüş belirtenler, Avrupa Birliğine üye olan ülkelerin bir kısmının, üye ülke olduğundan çok zaman sonra ülkelerinde idam cezasını kaldırdıklarını, ülkemizde idam cezasının hemen kaldırılmasının gerekmediğini söylemekte ve bunun, bir nevi taviz vermek olduğunu dile getirmektedirler. Oysa ki, durum böyle değildir. Avrupa Birliğine üye olmak isteyen ülkelerin tümüne öngörülen koşullar aynıdır. Bugün, idam cezası uygulanan ülkeler, Avrupa Konseyine bile üye kabul edilmemektedir. Ülkemizde, yasalarımızda idam cezası olmasına rağmen, Türkiye, Avrupa Konseyi üyesidir. Nedeni de, üye olduğunda böyle bir şartın öngörülmemesiydi. Durum, Avrupa Birliği için de aynıdır. Avrupa Birliği bir yana, Avrupa Konseyine üye olan her devlet, hukukun üstünlüğü ilkesini kabul etmek ve ülkesinde yaşayan herkesin temel hak ve özgürlüklerden yararlanmasını sağlamak durumundadır. Temel hak ve özgürlüklerin başında ise yaşama hakkı gelir. Ölüm cezasının infazıyla, bir temel hak olan yaşam hakkı yok edilmektedir. Yaşam hakkının özü ise kesin olarak yaşamda kalmaktır. Bu nedenle, bölgesel ya da uluslararası düzeydeki temel insan hakları belgelerinde yaşam hakkı tanınmıştır. Örneğin, Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Bildirisinin 3 üncü maddesiyle, herkesin yaşam, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı tanınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 2 nci maddesiyle, herkesin yaşam hakkının yasanın koruması altında olduğu ve hiç kimsenin, yaşamından kasıtlı biçimde yoksun bırakılamayacağı hükme bağlanmıştır. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini kendi özgür iradesiyle onaylamış ve Avrupa İnsan Hakları Divanının yetkisini de, yine kendi isteğiyle kabul etmiştir. Dolayısıyla, Türkiye’nin egemenlik haklarına aykırılıktan bahsedilemez ve idam cezasının kaldırılması, bir taviz olarak nitelendirilemez. Kaldı ki, ölüm cezasına çarptırılmayan kimse, müebbet ağır hapse mahkûm olmakta, cezasız kalmamaktadır. Yeni düzenlemenin hayırlı olması dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (YTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun. Süreniz 5 dakika efendim. İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Sayın Başkan, tekrar hatırlatıyorum: Sayın Bakan hükümet adına konuşamaz. Tekrar söylüyorum, Sayın Bakan şahsı adına yerinden ifade etsin. BAŞKAN – Sayın Köse, özür dilerim... Dün de ifade etmeye çalıştım, İçtüzük 81’e göre... İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Afedersiniz... Ben de usul hakkında söz istiyorum Sayın Başkanım. Şu ana kadar istisnası, bir tek uygulaması olmayan bir konuyu görüşüyoruz. Türkiye’nin kaderiyle ilgili, Türk Milletinin bölünmez bütünlüğüyle ilgili çok ciddî bir meseleyi görüşürken, bir siyasî parti buna karşı olmasına rağmen, o ortağının adına Sayın Bakan düşüncelerini ifade edemez. Yerinden, hükümetin değil, kendi şahsının düşüncelerini ifade eder. BAŞKAN – Efendim, çok affedersiniz, özür diliyorum Sayın Köse. İçtüzük o kadar açık ki, yoruma dahi tabi değil. Ben, bu celseyi açarken... İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Sayın Başkan... BAŞKAN - Efendim, arz edeyim, müsaade edin... Ben sizi dinledim. İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Siz, bunu yorumlamak suretiyle Sayın Bakanın... BAŞKAN – Ben nasıl yorumlarım efendim?! İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Yorumlarsınız Sayın Başkan. BAŞKAN – Aman efendim, istirham ederim... İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Siz böyle bir uygulamayı getirin, biz de kabul edelim. Şu ana kadar böyle bir uygulama olmamıştır. Hükümetin içerisinde, hükümeti destekleyen bir siyasî partinin düşüncesine aykırı, hükümet adına konuşamaz Sayın Bakan. Yok... Şu ana kadar istisnası olmamıştır. (MHP sıralarından alkışlar) Sayın Bakan yerinden düşüncelerini ifade eder, kürsüden konuşamaz. Lütfen, istirham ediyorum, ara veriniz. ABDULLAH GÜL (Kayseri) - Çok ayıp! BAŞKAN – En iyisi, Sayın Köse, bu. İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Ara veriniz. Kanunlardan sorumlu... BAŞKAN – Ben sizi dinledim, siz de beni dinler misiniz efendim... Efendim, buyurduğunuz gibi, İçtüzüğe göre, ben, Meclisi müzakereye açtım; ama, sizin buyurduğunuz çok hassas bir konu hakkında, hükümet, seçim hükümeti olmasına rağmen, hükümet arasında bu konuda bir ihtilaf olduğu malum. Bu, çok özel bir durum. Büyük Millet Meclisinin kararını almak mecburiyetindeyim. Yüksek iradelerinizle, eğer, ben ara verince... AYDIN TÜMEN (Ankara) – Niye ara veriyorsunuz?! BAŞKAN - Sayın Başkanvekilleri, çarem yok efendim. İstirham ederim... Bizim vazifemiz, gerginliğe sebebiyet vermeden makulü bulmak. Şimdi, bir Sayın Bakan “ben de istiyorum” dedi. YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan... BAŞKAN – Efendim, arz edeyim, müsaade eder misiniz... Siz oturun. Bir tek bakana söz verebildiğim için, Sayın Devlet Bakanımız da söz istedi; ona da veremiyorum. Adalet Bakanı bu konuda kürsüde olduğu için ona söz vermiştim. Şimdi, ben ara veriyorum. 10 dakika yeter mi efendim? İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Yeter efendim. MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) – Ama, Sayın Başkan, Sayın Bakan kürsüde. AYDIN TÜMEN (Ankara) – Kürsüde Sayın Bakan var. Olmaz öyle şey! İçtüzüğü uyguluyorsunuz. BAŞKAN – Sayın Başkanlar, müsaade buyurun... Ben, Sayın Bakandan dün gece... (MHP ve DSP sıralarından gürültüler) AYDIN TÜMEN (Ankara) – Olmaz böyle!... Saygısızlık yapmayın lütfen!.. İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Sayın Başkan, yarım saat... BAŞKAN - Müsaade eder misiniz efendim... Ben sizi dinliyorum, siz de benim derdimi dinler misiniz... İstirham ediyorum... Lütfen... Dün akşam... YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Sayın Başkan... BAŞKAN – Sayın Başkan, ben bitirmeden nasıl söz istersiniz?! Bendeniz, söz isteyince dün akşam Sayın Bakana dedim ki: Sayın Bakanım, elektrikli bir hava var, hükümet arasında bunu hallederseniz minnettar kalırım... YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Ne demek?! BAŞKAN - Ama, benden söz isteyince, ben, veremem size diyemem. Onun için vermek mecburiyetindeyim. (MHP sıralarından gürültüler) YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Doğru efendim, doğru. BAŞKAN – Bir dakika efendim...10 dakika ara veriyorum efendim... İstirham ederim... (DSP sıralarından gürültüler) MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, karşı taraf ayıp ediyor!.. Ya hükümetten çekileceksiniz ya... (MHP sıralarından gürültüler) ABDULLAH GÜL (Kayseri) – Ayıp ya! BAŞKAN – İstirham ediyorum... Efendim, istirham ediyorum... Bakın, 63’e göre ara veriyorum. (DSP sıralarından gürültüler) MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Ayıptır ya!.. BAŞKAN - Burada bir arkadaşımız yanlış yere şehit oldu. Büyük Millet Meclisini idare ederken gerginliğe lüzum yoktur. Bizler medenî insanız. Kaidelerle, kuralla idare ederiz. Sayın Bakan bizim hocamız. Beni mazur görün, lütfen... 10 dakika ara veriyorum... İstirham ediyorum... Sayın Bakanım, çok özür diliyorum. Millet huzurunda, şahsım adına, lütfen, özür diliyorum... MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Ayıp ya. BAŞKAN - Bir dakika, lütfen efendim... (DSP sıralarından gürültüler) MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, bir dakika müsaade eder misiniz. BAŞKAN - Efendim, 10 dakika ara verdim. Kapanma Saati: 14.44
|
| © Kitêbxaneya Kurdî | 21-06-2003 |