Kurdish Library

Kurdistan Birleşik Halk Partisi (YEKBÛN)

Kürdistan Birleşik Halk Partisi Programı

Kürdistan Birleşik Halk Partisi (YEKBÛN), Kürdistan işçi sınıfının, yoksul köylülerin ve diğer emekçi sınıf ve katmanların sosyalizme inanan ve bu uğurda Kürdistan'da savaşım yürüten partisidir.

YEKBÛN'un yakın hedefi, Türk sömürgeciliğinin, onun Kürdistan'daki yerli işbirlikçi egemen güçlerinin ve emperyalizmin ekonomik, politik ve askeri egemenliğine son vermek, Ulusal Demokratik Devrimi gerçekleştirerek, bağımsız demokratik Kürdistan Cumhuriyetini kurmaktır.

YEKBÛN, bağımsız demokratik Kürdistan'ın kurulmasından sonra Kürdistan'da sosyalizme geçişin sosyo-ekonomik, politik ve düşünsel koşullarının yaratılması mücadelesini sürdürecektir. Partimiz, sosyalizmin teorik ve pratik deneyimlerinden yararlanarak kendi toplumumuzun koşullarınca biçimlendirilecek bir sosyalizmi gerçekleştirme inanç ve düşüncesindedir. Ülkemizde sosyalizm, emeği ile geçinen tüm Kürdistanlıların ortak çaba ve katılımıyla gerçekleşecektir.

Dünya halklarının barış, bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelelerini destekleyen partimiz, Kürdistan ve Türkiye halklarının mücadele birlik ve dayanışmasını savunur.

YEKBÛN, Kürdistan'ın diğer parçalarındaki ulusal demokratik güçlerle dayanışma ve işbirliğinin gerçekleştirilmesi ve bağımsız, birleşik demokratik Kürdistan'ın kurulması için somut koşullarla uyumlu bir politika izler.

Kürdistan Öncü İşçi Partisi (PPKK), Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları-Sosyalist Eğilim (KUK-SE) ve Kürdistan Özgürlük Örgütü (KAK)'nün 1992'de gerçekleştirdikleri Birlik Kongresi ile kurulan YEKBÛN, hem bu üç örgütün hem de Kürdistan'da tarihi süreç boyunca başgösteren şanlı direniş ve ayaklanmaların devamı ve mirasçısıdır.

 

SÖMÜRGELEŞME SÜRECİ

Kürt halkı, günümüzden binlerce yıl önce, bugün Kürdistan adı verilen topraklar üzerinde yaşamış, diğer komşu halklarla birlikte günümüz dünyası uygarlığına büyük katkısı olan Mezopotamya uygarlığının mirasçısı olan bir halktır.

Bölgedeki jeopolitik öneminden ve büyük zenginlik kaynaklarına sahip olmasından dolayı, Orta Çağ'ın güçlü feodal devletlerinin orduları sık sık Kürdistan'ı işgal ederek zenginliklerini yağmaladılar, üretim güçlerini tahrip ederek ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal gelişimini yıkıma uğrattılar.

13. Yüzyılın sonunda kurulan Osmanlı İmparatorluğu, egemenlik alanını genişletmek için İran Safevi Devleti ile savaşmaya başladı. 1514'te Çaldıran Savaşı ile fiilen bölünme sürecine giren Kürdistan, 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Anlaşmasıyla, Osmanlı İmparatorluğu ile İran Safevi Devleti arasında resmen ikiye bölündü. Tarihindeki bu ilk parçalanma, aynı zamanda Kürdistan'ın sömürgeleştirilmesinin de başlangıcı oldu.

Kürdistan'ın yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarının ve kültürel değerlerinin sömürüsüne 18. Yüzyıl sonlarından başlayıp 19. Yüzyıl boyunca Avrupa'da gelişen kapitalist ülkeler de katıldılar. Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmesiyle emperyalist-kapitalist devletler, bu imparatorluğun egemenliğindeki toprakların önemli bir kısmını işgal ettiler. Bu sırada gerçekleştirilen 1917 Ekim Sosyalist Devrimi sonucunda İşçi ve Köylü Sovyetleri Hükümeti, Çarlık Rusyası'nın işgalci ordularını Osmanlı egemenliği altındaki topraklardan geri çekti. Kürt halkı, azınlıklarla birlikte işgalci güçlere karşı savaştı. Savaşın önderliğini eline geçiren ırkçı-şoven Türk burjuvazisi, daha savaş sırasında, gerek çeşitli toplumsal kesimlerin sınıfsal ve gerekse işgale karşı savaşan diğer halk ve azınlıkların ulusal demokratik taleplerini dile getiren tüm kadro ve örgütleri acımasızca yoketme, dağıtma yolunu tuttu. Savaştan sonra Türkiye ve Kuzey Kürdistan toprakları üstünde egemenliği ele geçiren şoven Türk burjuvazisi, Kürt halkının ve diğer azınlıkların haklarını bir kenara iterek, emperyalist-kapitalist devletlerle anlaştı. 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ile iradesi dışında dört parçaya bölünen sömürge Kürdistan'da ulusumuz ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel alanlarda sömürü, baskı ve bağımlılık politikasıyla her yönüyle egemenlik aftına alındı. Bu statü, ülkemizin ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişimine ve birliğine indirilen en büyük darbeydi.

PARÇALANMIŞ KÜRDİSTAN'DA MÜCADELE

Irak sınırları içinde kalan Güney Kürdistan'ın büyük bir bölümü İngiltere'nin denetiminde kaldı. İngiliz emperyalistleri, Arap gericiliğiyle birlik içinde Kürdistan'ın zenginlik kaynaklarını sömürdüler. Kürt ulusunun sömürgecilere karşı ulusal demokratik hakları için giriştiği bir dizi silahlı ayaklanma, İngiliz emperyalistleri ile işbirlikçileri olan Arap egemen güçleri tarafından bastırıldı. Uzun bir mücadelenin ardından Güney Kürdistan'da Kürt halkı, 11 Mart 1970'te Irak hükümetiyle imzalanan bir anlaşmayla otonomi hakkını elde etti. 1970-1974 ara barış döneminden sonra Irak yönetiminin Otonomi Anlaşması'nı tek taraflı ihlal etmesiyle hareket tekrar başladı. Ancak 1975 yılında Cezayir Anlaşması imzalanıp İran Şahı ve ABD desteğini çekince Kürt hareketi büyük bir darbe yiyerek dağıldı. Kısa bir süre sonra yeniden toparlanan ulusal hareket, Kürdistan'ın bu parçasında ulusal demokratik hakları ve özgürlüğü için mücadelesine yeniden devam etti.

Kürdistan'ın Suriye egemenliği altında kalan parçasında da Kürt halkı, ulusal ve demokratik hakları için mücadeleyi sürdürüyor.

İran'ın egemenliği altındaki Kürdistan topraklarında, halkımız ulusal kurtuluşu için bir çok kez silahlı direnişe geçti. İngiltere'nin de desteğiyle Şahlık, Kürt halkının bu haklı direnişlerini her defasında vahşice bastırdı. Kürt halkı 1946 yılında Mahabat Kürt Cumhuriyeti'ni kurdu. Ancak İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra İngiltere'nin desteğini alan İran Şahlığı, iç politik güçlerin genç cumhuriyeti koruyup savunacak örgütlülük ve tecrübeden yoksun oluşlarından ve uluslararası koşulların elverişsizliğinden de yararlanarak Kürdistan tarihindeki bu ilk ve tek cumhuriyeti ortadan kaldırdı. Daha sonra ABD emperyalizminin Orta-Doğu'da jandarmalığını üstlenen monarşik Şah yönetimi, Kürt halkı da dahil olmak üzere boyunduruğundaki halklara karşı sistematik, amansız bir baskı uyguladı. Eşine az rastlanan bu baskı, halkların mücadelesini göreceli olarak bir durgunluk dönemine soktu. Ocak 1979 yılında halkların ortak savaşımıyla Şahlık monarşisi yıkıldı. Yeni yönetimin de ulusal hakları inkar etmesi üzerine Kürt halkı, ulusal demokratik haklarını elde etmek için yaygın bir silahlı mücadele başlattı ve bu savaş günümüze dek sürüyor.

Türk burjuvazisi, Kürt ulusunun ve diğer ulusal azınlıkların inkarı temelinde Osmanlı Imparatorluğu'nun kalıntıları üzerinde kendi devletini kurdu. Yeterli sermayeden yoksun olan sömürgeci Türk burjuvazisi sermaye birikimi sağlamak ve kapitalizmi geliştirmek için her yolu kullanarak Kürdistan'ın zenginliklerini sermaye olarak ülkesine aktardı. Bu, Kürt ulusunun açlığı, sefaleti, göçü ve üretici güçlerinin tahribi pahasına gerçekleştirdi.

Türk burjuvazisi, Kürt ulusunun varlığını inkar ederek, asimlasyoncu politikayı devletin resmi politikası haline getirdi. Kürt dili, kültürü, tarihi, sanatı ve edebiyatı sert, acımasız yasak ve tahribatlara uğradı. Tüm ulusal demokratik haklar gaspedildi. Kürt ulusuna yönelik yıldırma, sindirme ve imha politikaları uygulandı.

Kürt halkı, ulusal kurtuluşu için dönem dönem ayaklanmalara girişti. Ancak ulusal birlik bilincinin yetersizliği, hareketlerin feodal-burjuva önderlikte olmaları ve bölgesel düzeyde kalmaları, özellikle uluslararası destekten yoksunlukları ve dış koşulların elverişsizliği nedeniyle TC devleti, her defasında bu ayaklanmaları kan ve ateşe boğarak bastırdı. Her ayaklanma halkımız için yeni bir soykırım ve kitlesel sürgün gerekçesi yapıldı.

Emperyalizmden destek alan ve Kürdistan'daki işbirlikçi yerel gerici güçlerle ittifak kuran TC devleti, bugün Kürdistan.' egemelik altında tutuyor. Emperyalizm ve Kürdistan 'daki işbirlikçi yerel gerici güçler de Kürdistan'ın sömürüsünden pay alıyor. Bu çok yönlü bağımlılık ilişkileri, ülkede üretim güçlerinin gelismesi önünde en büyük engeli oluşturuyor.

Kürt halkı ve Orta-Doğu halklarının ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesini boğmak için, Türkiye ordusunun büyük bir bölümü Kürdistan'a yerleştirilmiş, Kürdistan'ın birçok yerinde ABD üsleri kurulmuştur. Kürdistan'daki generallerin ve MİT şeflerinin özel yetkileri vardır. Sömürgeciler, özel kanun ve özel kurumlar vasıtasıyla Kürt halkına kan kusturuyorlar. Baskı ve zulüm dünden bugüne katmerleşerek geliyor.

KÜRDİSTAN'DA SOSYO-EKONOMİK YAPI VE SINIFSAL MEVZİLENME

Kürdistan'da egemen üretim biçimi kapitalizmdir. Sömürgeci ilişkiler tarafında engellendiğinden Kürdistan'da kapitalizmin gelişimi daha acılı, çarpık ve dengesiz bir yapı oluşturmuş, kapitalizm öncesi ekonomik ilişkiler güçlü kalıntılar olarak varolagelmiştir. Sömürgeci sermayenin sıkı kontrolu ve Kürdistan'da yaratılan değerlerin eşitsiz değişim sonucu metropole akması sermayenin birikim sürecini yavaşlatmıştır. Bu nedenle yerli burjuvazi cılız kalmıştır. Varolan sanayinin çoğunluğu devletin tekelindedir.

Kürdistan'da ticaret burjuvazisi sanayi burjuvazisinden daha fazla gelişkindir. Yerli ürünleri çok düşük fiatlarla üreticilerden alıp metropole aktaran ticaret burjuvazisi, tekellerin acenta ve bayiliğini de yaparak çeşitli mamul ürünleri Kürdistan'da pazarlıyor. Çarpık ve dengesiz de olsa kapitalizmin gelişmesi sonucunda oluşan sermaye birikimi, Kürdistan'da sanayi burjuvazisini oluşturmuştur. Sömürgeci burjuvaziye bağımlı ve onun işbirlikçisi durumunda olan Kürdistan sanayi ve ticaret burjuvazisinin önemli bir kesimi, ulusal demokratik devrime karşı konumda yer alıyor.

Kürdistan'da burjuvazinin bir kesimi, kendisi Kürdistan pazarlarına sahip olmak istediği için, sömürgeci burjuvazi ve onun işbirlikçileriyle çıkar çelişkiler' içindedir. Burjuvazinin bu kesiminin Kürdistan pazarına egemen olma özlemi onu ulusal demokratik mücadelede bir güç olma konumunda tutuyor ve kendisine ulusal bir nitelik kazandırıyor.

Kürdistan'da kapitalizmin doğup gelişmesi, ülke-nin gerçek bağımsızlığında tarihsel misyonu üstlenecek olan işçi sınıfını yaratmıştır. Işçi sınıfı, sanayi işletmelerinde, tarımsal üretim alanlarında ve genel hizmetler sektöründedir. Petrol işletme ve çıkarma alanlarında, maden yataklarında, devlet işletmelerinde, sömürgeci ve yerli burjuvaziye ait fabrikalarda çalışan sanayi proletaryası Kürdistan'daki ekonomik gelişmeye uygun olarak işçi sınıfı içerisinde azınlığı oluşturuyor.

Devlet ve özel işletmelere ait inşaat işlerinde, bayındırlıkta, toplumsal hizmetlerde çalışan kesimler tarım proletaryasından sonra işçi sınıfı içindeki en büyük niceliği oluşturyor.

Kürdistan'da tarımın kapitalistleşme ve pazar için üretimin gelişmesi ile tarım proletaryası hızlı bir gelişme göstermiştir. Tarım proletaryası, devlet ve özel mülkiyete ait sanayi bitkileri yetiştiren işletmelerde, üretme çiftliklerinde, ormancılıkta ve diğer kapitalist tarım işletmelerinde yoğunlaşmıştır.

Başta Çukurova olmak üzere metropol kentlere giderek yaşamlarını sürdüren, kırla bağlarını koparmamış mevsimlik yarı-proleterler de Kürdistan işçi sınıfının bir parçasını oluşturuyor.

Kırsal alanda kapitalizmin gelişmesi daha yavaş ve sancılı olmuştur. Sömürgeci burjuvazi Kürdistan'ı sömürgeleştirme çabaları boyunca işbirlikçi yerel egemen güçlerle sıkı ittifak kurmuştur. Sömürgeci-!erin bu işbirlikçi gerici güçlerle ittifakı feodal ilişkilerin tasfiyesini geciktirmiştir. Ama kapitalizmin sürekli gelişmesi günümüzde feodal toprak ağalarını dönüşüme uğratarak kapitalistleştirmiştir. Feodal kalıntıların (angarya, tefecilik) ve üst yapıda aşiretçilik ve şeyhlik gibi gerici kurumların varlığına rağmen kırsal alanlarda kapitalizm egemendir. Tarımsal ürünlerin üretimi görece modem araç ve gereçlerle pazar için yapılmaktadır. Kapitalizmin gelişmesi sonucu köylülük kendi içinde sınıfsal ayrışmalara uğramıştır.

Kürdistan'da toprak dağılımı çok dengesizdir. Az sayıda aile, toprakların büyük bir kısmına sahip iken, milyonlarca köylü az topraklı ya da topraksızdır. Sömürgeciler toprak ağalarının desteğini kaybetmemek için toprak sorununun çözümü önünde engel olmuşlardır. Bu nedenle büyük toprak sahiplerinin önemli bir bölümü, işbirlikçi konumları gereği ulusal demokratik mücadelenin karşısında yer alıyor.

Kırsal kesimin ayrışmasının ürünü olarak oluşan zengin köylülük, üretim araçlarına sahip ve işçi çalıştıran bir tabakadır. Öte yandan sömürgecilerle ve büyük toprak sahipleriyle de çıkar çelişkileri vardır.

Orta köylülük, bir yandan toprak sahibi olduğu için zenginleşme özlemini çekerken, öte yandan geçimini genellikle emeğiyle sağlayan bir üretici olduğu için emekçi bir karekter taşıyor ve sömürgeci ilişkilerden zarar görüyor. Ağır vergilerin, büyük toprak sahiplerinin, bankaların ve tefecilerin baskısı altında yaşayan orta köylülük tekelleşmenin hızlanmasıyla da giderek yoksullaşıyor.

Topraksız ve az topraklı yoksul köylülük ise köylülüğün en geniş kesimini oluşturuyor. Kırsal alanda baskı ve ~ürünün en ağırını omuzlarında taşıyan bu kesim, derin bir özgürlük ve toprak özlemi çekiyor. Bu nedenle yoksul köylülük kurtuluş mücadelemizin temel güçlerindendir.

Kırsal alandaki kapitalist gelişme, köyden kente göçü hızlandırıyor. Kapitalizm bir yandan ulusal ve sınıfsal bilincin gelişmesine temel olurken diğer yandan topraktan kopan ve mülksüzleşen köylülerden muazzam bir işgücü fazlasını ortaya çıkarıyor. Sömürgeci ilişkiler çerçevesinde biçimlenen kapitalizmin işgücü arzını istihdam edememesi, büyük bir işsizler kitlesinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Mevcut işsizler ordusunun önemli bir kesimi metropole göçederek en ağır işlerde, çok düşük ücretle çalışmak zorunda kalıyor. Bu durum sömürgeci burjuvaziye ucuz işgücü kaynağı oluyor.

Kapitalizmin gelişmesiyle geniş orta katmanlar oluşmuştur. Küçük esnaf ve zanatkarlar, tekellerin, aşırı vergilerin, bankaların ve tefecilerin ağır sömürüsü altındadırlar. Tekelleşmenin hızlanmasıyla birlikte iflas ve yoksullaşma bu kesimde de artıyor.

Aydınlarımız konumları gereği verili durumu bitince çıkarıp baskılara karşı tutum alan ve bu anlamda ulusal kurtuluş mücadelemizde önemli bir misyon üstlenen bir toplumsal kategoridir. Bunların büyük çoğunluğu sömürgecilerin ve kapitalizmin ekonomik, politik ve ideolojik baskısı ve işsizlik tehdidi altındadır.

BAĞIMSIZ DEMOKRATİK KURDİSTAN

YEKBÛN'un yakın stratejik hedefi, ülkemizin sömürgeciliğin boyunduruğundan kurtulması, feodalizmin kalıntılarının tasfiye edilerek köklü demokratik dönüşümlerin sağlanması, çağdaş ve demokratik Kürdistan cumhuriyetinin kurulmasıdır.

Kürdistan ulusal demokratik devriminin temel yığınsal güçleri, işçi sınıfı ve yoksul köylülüktür. Diğer itici güçleri küçük ve orta burjuva katmanlar, ilerici ulusal aydınlar ve ulusal burjuvazidir.

YEKBÛN, ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesinde legal, illegal, yarı-legal, barışçıl ve barışçıl olmayan (kitlelerin direnişinden silahlı halk savaşımına varana dek) her türlü mücadele biçim, araç ve yöntemlerinin somut koşullara göre kullanılması gereğine inanır.

Ulusal Demokratik Cephe

Sömürgeciliğin, işbirlikçi güçlerin ve emperyalizmin Kürdistan'daki egemeliğine son vermek; ulusal demokratik hak ve özgürlükleri sağlamak; Kürdistan'da gerekli siyasal, toplumsal ve ekonomik dönüşümleri gerçekleştirmek; parlamento ve yerel yönetimlerde halkın gerçek irade ve istemlerini yansıtma amacıyla Kürdistan'da demokratik, parlamenter çoğulcu siyasal bir sisteme geçişi sağlamak; Kürdistan'ın bağımsızlığı ve özgürlüğünden yana olan tüm demokratik güçlerin tek bir cephede birliğini gerçekleştirmek ve mücadeleyi tüm bir ulusun mücadelesi haline getirmekle mümkündür.

Siyasal Demokrasi

Ulusal demokratik devrim aşamasında partimizin hedefi:

Sömürgeciliğin, yerli işbirlikçi güçlerin ve emperyalizmin Kürdistan üzerindeki ekonomik, siyasal ve askeri egemenliğine son verip bağımsız bir cumhuriyet ve çoğulcu parlamenter demokratik bir sistem kurmak;

Kürdistan'ın bağımsızlığını ve devrimin kazanımlarını iç ve dış saldırılardan korumak için ulusal bir ordu oluşturmak;

Demokratik cumhuriyette yaşayan herkesin düşünce özgürlüğüne, basın-yayın, toplanma ve gösteri haklarına sahip olmalarını sağlamak; din ve devlet işlerini birbirinden ayıracak, din, mezhep ve ibadet özgürlüğünü güvence altına alacak laik bir hukuk devleti kurmak.

Temel hak ve özgürlükler, evrensel insan hakları gibi tüm insanlığı ilgilendiren sorunların çözümünde kalıcı adımlar atmak.

Yasama, yürütme ve yargı erki birbirinden ayrılacaktır.

Ülkemizde, tüm bireyler onsekiz (18) yaşından itibaren seçme hakkına , yirmibir (21) yaşından itibaren seçilme hakkına sahip olacaklardır.

Seyahat, haberleşme ve konut dokunulmazlığı güvence altına alınacaktır.

Ulusallaştırma ve Kamulaştırma

Sömürgeciliğin, işbirlikçi egemen güçlerin ve emperyalizmin mülkiyetindeki yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynakları ulusallaştırılacak; devlet üretme çiftlikleri, temel enerji kaynakları, demiryolları, posta-telgraf-telefon kurumu, ormanlar, nehirler ve göller kamulaştırılacak; yabancı askeri üs ve tesislere elkonulacaktır. Ülke ekonomisinin gelişimi için gerekli yabancı sermaye ve yatırımlar karşılıklı yarar esasına göre sağlanacaktır.

Ulusal Ekonomiyi Kurma ve Geliştirme

Ülkenin kalkındırılmasında temel araç olan ulusal sanayi, özellikle ağır sanayi geliştirilecektir. Ülkenin zenginlikleri, halkın ekonomik ve toplumsal gelişimi doğrultusunda kullanılacak; emeğin üretkenliğinin artırılması için gerekli tüm tedbirler alınacaktır. Halkın refah düzeyi yükseltilecek, temel ihtiyaç maddelerinin üretimine önem verilecektir.

Küçük sanayi girişimlerine ve el sanatlarının örgütlenmesine, üretkenliklerinin artırılmasına, ürünlerinin çeşitlendirilmesine yardım edilecek; küçük ticaret korunacaktır. Sanayileşme ülke genelinde gerçekçi ve bölgelerin özelliklerine göre kurulup geri bıraktırılmış yörelerin kalkınmasına öncelik tanınacaktır.

Tarihi ve doğal çevre korunmasına önem verilecek, ülkemizin tarihi ve doğal güzellikleri korunacak, ülkenin kalkınmasına katkıda bulunur duruma getirilecektir.

Bilimin, teknolojinin geliştirilmesi için bilim adamlarına ve bilim alanındaki çalışmalara her türlü kolaylık sağlanacaktır.

Demokratik ve Sosyal Haklar

Tüm çalışanlara sendika kurma, toplusözleşme ve grev hakkı tanınıp sendikaların, işyerlerinin yönetim ve denetimine etkin katılımı sağlanacak; lokavt yasaklanacaktır.

Sekiz saatlik işgünü uygulanacak, ağır işlerle sağlık bakımından sakıncalı olan işyerlerinde çalışma süresi daha da kısaltılacaktır.

Kadın erkek ayırımı yapılmaksızın eşit işe eşit ücret uygulaması getirilecek, tüm çalışanlara emeklilik ve işsizlik sigortası hakkı sağlanacaktır. Çalışamayacak durumda ve bakıma muhtaç olanlara ekonomik ve sosyal haklar tanınacak, bunlar devletin güvencesi altına alınacaklardır.

Devlet halkın sağlık hizmetleriyle birinci derecede ilgili olacak, tüm çalışanlara ilaç, doktor, hastahane, dinlenme tesisleri, doğumevi; çocuklarına kreş ve çocuk parklarının sağlanabilmesi devletin sorumluluğu altında olacaktır.

Konut sorunu çözümlenecek, işsizliğin ortadan kaldırılması için etkin bir politika izlenecektir.

Toprak Devrimi ve Tarım Reformu

Demokratik bir toprak devrimi gerçekleştirilerek, topraksız ve az topraklı köylülere karşılıksız toprak dağıtılacaktır. Köylüye her türlü devlet desteği sağlanacaktır.

Kamulaştırılan üretme çiftlikleri, hazine ve vakıf arazilerinin bir kısmı, örnek tarım kooperatifleri haline getirilecek; köylülerin kooperatifleşmesi teşvik edilecektir.

İşbirlikçi büyük toprak sahiplerinin topraklarına ve tarım aletlerine el konulacak, örnek tarım kooperatiflerine ve diğer köylü kooperatiflerine devredilecektir. Feodalizmin kalıntısı bütün gerici kurum ve ilişkilere son verilecektir.

Tarımda toprak veriminin yükseltilmesi için köylüye uygun koşullarla tohumluk, tarım alet ve araçları, gübre ve kredi verilecek; tarım uzmanlarının yardımı sağlanacaktır.

Topraksız ve az topraklı köylülerin bankalara ve tefecilere olan tüm borçları iptal edilecektir.

Göçebe ve yarı göçebe toplulukların yerleşim sorunları çözülecektir.

Tüm meralar uygun koşullarla köylülerin yararına sunulacak; hayvancılığın gelişmesi, hayvan ürünlerinin değerlendirilmesi, işlenmesi ve pazarlanması için devlet desteği sağlanacak; devlet denetiminde örnek hayvan yetiştirme haraları kurulacaktır.

Dil, Kültür, Eğitim

Kürdistan'da birincil resmi dil Kürtçe olacaktır. Bir yörede Kürtçenin hangi lehçesi çoğunluk tarafından konuşuluyorsa o lehçe birincil kabul edilerek eğitim ve yayın olanakları sağlanacak, süreç içinde dilbilimi temelinde ortak bir yazı dilinin oluşmasına yönelik bir politika izlenecektir.

Temel eğitim zorunlu olacak, eğitimin tüm aşamalarında araç ve gereçler parasız olacak, kültür ve sanatın gelişimi için en geniş olanaklar sağlanacak; üniversite özerkliği garanti altına alınacaktır. Halkımızın edebiyat, sanat ve kültürünün demokratik bir içerikle geliştirilmesi ve dilimizin gelişkin hale getirilmesi için gerekli önlemler alınacaktır.

Kadın Hak ve özgürlükleri

Kadınların erkeklerle ekonomik, sosyal ve siyasal hak eşitliği devletçe garantilenecek; toplumsal yaşamın her alanında ortak savaşıma katılmaları, mesleki ve kültürel yeteneklerinin gelişimi için gerekli koşullar yaratılacak; cinsel sömürü ve kadını aşağılayıcı her türlü çağdışı gelenek ve kurumlara karşı etkin bir biçimde mücadele edilecektir.

Gençlik

Ülkemizin geleceği olan gençliğin eğitim-öğretim sorunlarının yanısıra yeteneklerinin geliştirilmesi ve gençliğe özgü sorunların çözüme kavuşturulması için gerekli çağdaş kurumlar oluşturulacak, gençliğin toplumsal ve siyasal yaşama etkin katılımı sağlanacak, bunun için gerekli önlemler alınacaktır.

Gençliğin bedensel ve zihinsel gelişimi için sportif, sanatsal, kültürel vb. faaliyet alanları ile eğlenme ve dinlenme yerleri açılacak; bu faaliyetlerin aksatılmadan yürütülmesi için geniş olanaklar tanınacaktır.

Azınlıklar

Gerçek hak eşitliği ilkesinden hareketle Kürdistan'da yaşayan bütün ulusal azınlıkların hakları tanınarak halklar arasındaki eşitlik ve karşılıklı dayanışma pratikte sağlanacak, ulusal azınlıkların küçümsenmesi ya da aşağılanması yasaklanacaktır. Ulusal azınlıkların dil, sanat ve kültürlerinin geliştirilmesi için gerekli önlemler alınacak; çoğunlukta oldukları bölgelerde özerklik hakları kabul edilecektir.

Diğer parçalarla ilişkiler

Ülkemiz Kürt ulusunun iradesi dışında parçalanarak boyunduruk altına alınmıştır. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı demek aynı zamanda bütün parçaların bağımsız bir devlet çatısı altında birleşmesi anlamına gelir. Bu gerçeğin bilincinde olan partimiz, bugünkü koşullarda parçalanmışlık gerçeğini gözardı etmeden diğer parçalardaki mücadelelerle ve ulusal demokratik parti ve örgütlerle karşılıklı dayanışma ve işbirliği politikası izler, bu politikanın döneme uygun mücadele araç, biçim ve yöntemlerinin yaratılması için çalışır.

Çeşitli nedenlerle Kürdistan dışında bulunan Kürtlerin ekonomik, toplumsal, siyasal ve kültürel hakları için verdikleri mücadeleyi destekleyen partimiz, onlarla sıkı işbirliği ve dayanışma politikası izler.

Dış Politika

Dünya halklarının ulusal egemenlik, bağımsızlık, demokrasi, barış ve sosyalizm için verdikleri mücadele etkin bir biçimde desteklenecektir. Kendi kaderini tayin hakkına, ülkelerin toprak bütünlüğüne ve ulusal eğemenliğine karşılıklı saygı, saldırmazlık, ülkelerin içişlerine karışmama, eşitlik ve karşılıklı yarar ilkelerine dayanan barış içinde yanyana yaşama ve uluslararası karşılıklı işbirliği politikası temelinde bağımsız bir dış politika izlenecektir.