Kurdish Library

Kurdish Poetry in Turkish

Çoğalan resimler

Bakışının engin toprağı ve göğü, gece keşfinde bulduğum hazine; uğultularla açan o tomurcuk, açtıkça sessizleşen taçyaprak. İçim dışım mimoza dalında yıldız salkımı.

Sığırcığın biri çobanyıldızının iplerini eğiriyor ağaçtaki koltuğunda. Gece boyunca dokuduğu fosforlu eşarbı sökecek gün doğumunda. Sokak lambalarına çarptıkça eriyor yüzü akşamın, açığa çıkarmayı bilmediğimiz sırlarıyla. Vitrinlerden birine yakalanıyoruz birden. Vitrinde ekranlardan birine...

"Söyleyin oğluma. Buradayım, iki gelinim dört torunumla, savaş sarsıntısının açtığı çatlakta. Ölmedik diye sevinmek kaldı elimizde kala kala."

Dilin salkımında yerini yapan üzüm tanesi boşluğun, soğukluğun kollarına terkedilen yenik dalda. Kentle birlikte ışıklara boğulması kurtarmıyor şarkılarda. Öyle çoğuz ki, öyle çoğuz ki alnımız  cama dayalı, seyirci. Ömrümüze atılan zar sahnesinden belleğimize akan mı?

"Birkaç günde amaca ulaşılacak... Yalnız askeri bölgeler imha edilecek... Temiz savaş... Elektronik teknolojiyle birkaç günde..."

Oyunda atılan o zarla zorumuz. Sızıntı duruşumuzla kurduğumuz vatanda atanın yüzü yok gözümüzün önünde.

"Yapılan pilot hatası yüzünden neden olunan can kaybı için sivillerden özür dileriz. Bombardımana devam..."

Her ışık hüzmesi kendi ilmeğini atıyor gecenin etamininde. Bakışın ve benim sana akışım ve akşam... Bir de belleğimdeki perdenin dilimlediği bir camdan elini uzatıveren bir çiçek, renk ve koku dilenen bir çiçek... Temiz savaş... Birkaç günde...

Şiir, kinlerinin tavanında asılacakları ipi eksik etmeyenlere dikiyor gözünü.

© Aytekin Karaçoban

© Kitêbxaneya Kurdî

01-10-2000